Corona Pandemisi ve Aşı

Corona neredeyse 1 senedir hayatımızda ve öngörüldüğü gibi 2. dalgada ilkinden daha büyük sayılara ulaşıldı.

Covid-19’dan korunmak için; maske, mesafe, hijyen gibi temel yöntemleri uygulamaktayız. Ancak hayat devam ettikçe bu yöntemlerden en basiti; sosyal mesafeyi korumakta bile tamamıyla başarılı olamıyoruz. Kendimizi izole etme konusunda da harikalar yaratamadık.

Peki koronaya karşı nasıl bağışıklık kazanacağız.. Bunun iki yöntemi var; ilki nüfusun çoğunun enfekte olması yani hastalığa yakalanması (ki sonuçları oldukça dramatik olacaktır) ikincisi ise aşı..

Şu an dünyada 5 farklı aşı üretildi; Biontech / Pfizer Aşısı – Almanya / ABD, Sputnik V Aşısı – Rusya, Moderna Aşısı – ABD, Oxford / Astra Zeneca Aşısı – İngiltere / İsveç, Sinovac Aşısı – Çin

Bu aşılar farklı üretim teknolojilerine sahip; kimi RNA tabanlı, kimi Viral Vektör,kimi de geleneksel (Biontech / Pfizer Aşısı – RNA Tabanlı, Sputnik V Aşısı – Viral Vektör, Moderna Aşısı – RNA Tabanlı, Oxford / Astra Zeneca Aşısı – Viral Vektör, Sinovac Aşısı – Geleneksel)

Önce geleneksel aşı nedir onu açıklayalım. Geleneksel aşılarda enfeksiyona neden olan virüsler zayıflatılarak/ etkisiz hale getirilerek vücuda enjekte edilir. İnaktif virüs adı verilen bu virüs vücuda zarar vermez ama; vücut hastalık etkeni virüsle karşılaşıp ona karşı bağışıklık kazanmayı öğrenir.

Viral vektör aşılarda: Gen teknolojisi kullanılmaktadır. Virüsün sahip olduğu genetik materyalin bir bölümü, farklı bir virüsün içine yerleştirilir. Bu şekilde vücuda verilir.

RNA tabanlı aşılarda ise; geleneksel aşıdan farklı olarak virüsün tamamı yerine; virüsün genetik materyalinin bir kısmı (RNA zincirinin bir kısmı) vücuda enjekte edilir. Enjeksiyondan sonra vücut hücreleri virüsü üretmeye başlar.

Tüm aşıların amacı vücudun virüsü tanıyıp ona karşı bağışıklık geliştirmesini sağlamaktır.

Ülkemize ilk gelecek olan aşı Çin’de üretilen Sinovac aşısı. Geleneksel yöntem ile üretilen bu aşı 2-8° derece saklanmakta ve 14 gün ara ile 2 doz şeklinde uygulanmaktadır. Enjeksiyon kas içine (intra-müsküler) yapılır ve çoğu aşıda olduğu gibi enjeksiyon yeri olarak omuz başı tercih edilmektedir.
Akıllardaki soru bu aşının koruma oranın düşük olması riskidir. Ancak ilk açıklanan verilerde koruma oranı %90’dır. Son verilerde bu oranın yükseldiği söylenilmiştir.
Son söz; aşının toplumsal bağışıklığın sağlanmasında en etkili yol olduğu unutulmamalı. Bu konuda ön yargılardan ve bilgi kirliliğinden kaçınılmalıdır.
Dr. Handan Yavuz
Dr. Handan Yavuz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Diğer Yazılar

Randevu Alın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.